21 Şubat 2009 Cumartesi

Yıllar Sonra / Geldin

Onlar için karanlıktı!

...yıllar sonra
Sen geldin/hiç gitmemiştin ki

“hoş geldin” demediysem, sebeptir:
Yüreğimden varlığının gitmeyişi...


Sen diyorum;
Bak ben, burada yaşıyorum hayatı...
Bu sözcükte mutluluğu bedenime sığdırıyorum,
Sen hiç bilmesen de/görmesen de...
Yüreğimdesin
Nereye gitsem...
“o” dediğimsin, sözlerimde
Ve dudağımda ki renksin, hiç solmayan...


Sensin işte... Bir başına mutluluk,
Topraktan gelen son güzellik...
Ve yıllar sonra herkesin,
İçimden gittiğini sandığı aşk!

-(seni seviyorum diyebildiğimdin)
Bu şehrin güneşli günleriydin
Öyle bir geldin ki onlar için...
Karanlıkta ay ışığına da gerek kalmadı!

-(bugün yaşıyorsam; seni sevdiğimi söyleyemediğim içindir)

Sustum / Aşk

Sustum
Dudaklarım sımsıkı kapandı
Yüreğimin sana olan sözcüklerini
Duymaman adına
Kirpiklerim buğulu gözlerimi örttü
Usulca
Baktığında yüreğimdeki anlamları
Yakalamaman adına
Aklım
Aşk yürekte saklanır
Kendinle yaşanır,demişti
Ve beden dilim
Saklamıştı
Senin için çarpan yüreğimin
Sesini
Sustum
Aşk, senin bende kalan
Yüreğimdeki izindi
Sende bitti
Bitti mi?
Sustum...


Susmam,
Konuşmamdı.
Sessiz çığlığımın
Dokunuşuydu,
Yüreğine usulca.
Öyle anlardın ki
Sen olan beni
Sustuğumda
Gözlerimin anlamlarını
Örtmeseydim
Kirpiklerimle
Usulca...


Ve şimdi
Hadi dön bak gözlerime
Sus
Ve şimdi
Hadi bak beyaz sayfalarına
Yüreğini(mi) sorgulayan
Kalemin ucundaki sözcüklerinin
Mürekkeple dansındaki oyunlarına
Ve şimdi
Sus
Sen olan yüreğime
Usulca dokunan
Aşk
Bende yok olmuyor
Asla...

"Uykuda Ömrüm Üstünü Güzel Örtün"

Düşünürken yitip gideni,
Çağırıp da zabıtalarını aşkın,
Mühürlemişken kutsal bilip de mabedime evlatlık edindiğim bu hikayeyi,
Sancım tuttu!

Doğurdum birer birer acıları...
Kesip de gönül bağlarını hemen,yoğun bakıma aldım karalara çalan yüreğimi!

Sonra dalıp da düş gibi düşlere,
Umudu
Huzuru
Ve inanmayı en çok
Enjekte ettim ruhuma..

Soğusun ve dağılsın diye yıkılmışlığımın üzerine üfleyen dilim
Dil(L)enmişti daha görmeden,öyle kolay olmayacak,çokça zaman alacak diye bu yeniden diriliş!

Hiçten hep olurmu,yok...
Doldurdum ceplerime işte bunun hayalini!

Yıkılan bütün duvarlarımı yapmak için yine,yola çıktım yeniden..

Seninle olan ne varsa güzele dair anımsayıp da hepsini birer birer,
Tehdit ettim zihnimi..
En piç varoluşumla savurdum küfürleri!

-Çarpmış olabilir istemeden içimdeki sevmek duygusuna da..Elimin ayarı yok yüreğimin sevdasında olmadığı gibi bakmayın kusuruma-


Vurdum
Kırdım
Yağmaladım
Mevcudiyetime ait ne varsa...

Sirenler çalmaya başladı kulakları en sağır edeninden!
Kimse çekilip de kenara yol vermedi bendimi çiğneyip de bilmem kaç çok adım öne geçmeye hevesli aklıma!

Tıkandı yollar sonra..
Tıkandı yolum sonra..

Nefes alamadı uzun süre elimde kalan ben !!

-Ki ne düşlerle büyütmüştüm ben onu,sarıp sarmalayıp da pamuklara-


Uğurlarken oysa ne çok su dökmüştüm ardından dönsün diye ait olduğu yere tez elden..
El olmuş meğer su altından samanları yürüterek ben bilmeden!

-Birileri söylerken biliyormuş işte,tüm deyimlerin bir gün hakikat kılınacağını..Bir ben miyim hakikati somut olana çeviren aslında hiç bilmeden-


İşte yine ne idüğü belirsiz,
Gerçekliği soyut,
Bir elin bir şeyi olmadığını ama iki elin ses verdiğini ev ödevi diye ezberleten,
Tek başına hiç,
O dilek kipleri..

Bir şeylerin olmasını dilemek sadece,
Hele ki
Bağlıyken ellerin denizci düğümleriyle hainleştirilmiş iplerle,
Mavi gözlü o devin sevdiği miniminnacık kadın yapıyor beni kederlerle!

Ne sonu var sanki
Ne de sonrası ..


Ve o miniminnacık kadın alıp da dev gibi yüreğini de yanına,ucu bucağı olmayan ufka doğru yol almaya başladı ta ki bulana kadar kendisininkine eş dev bir yürek!!


Ve sen ;

Mutlu sonları bırak!
Burada bitiyor işte masal ...
Işıkları kapatırım ben çıkarken,
Sol yanım sende gözlerini kapat...
Şimdi bir ömür uyuyacak ! ...


18.02.2009 / Gökçe ÇORA

Güle Güle Sevdiğim

Öyle acım ki sevgiye bugün...
çok ağladım ama fayda etmedi seni getirmeye
sen bu kadar ulaşılmaz değildin
neydi senden iten şey benii :(
neydi çaresiz hissettiren karşında beni..
söyle şimdi kim saracak beni...

yoklugun acıtıyor kanayan yüregimi..
tek bir sözün için sabahlara kadar beklemiyor muyum sanıyorsun seni
de ki dee bir keree yanlış yaptım sevdiğim affet beni..
söyle.. söyle şimdi kim avutacak beni...

sevdim seni ben beee
canımın içine can kattım sen varsın diye..
bu kadar uzak olman mı gerekiyordu seni unutmam için...
kalbimin kaç yerinde aşk yaması var biliyor musun sen
kaç cam kırıkları elimde...
seni beklerken caresiz kalmayı bilir misin kii
şimdi söyle vicdansız söyle...
hiç mi sevmedin benii... :((
hiç mi için yanmadı beni bu kadar ağlatırken
yok yok sevmek bize göre değil arkadaş
hani bir söz vardır ya...
yolcu yolunda gerek...
sen sağ ben selamet....

Fırtına !

buz gibi bir hava
buz gibi ellerin
tuz buz eden
buz gibi bakışların

sessizlik
durgunluk
ağırlaşan hava
ağırlaşan bekleyiş
ağırlaşan bedenim

sözcükler yok
sesin titrek
gözlerin yabancı
bedenin uzak

pır pır ediyor
üşüyor içim
çöküyor üstüme
karabasan gibi
bekleyişin

bugün bir başka duruşun
hissizsin
umursamaz
vazgeçmişsin
vazgeçemediğinden
gibi halin

araya çektiğin perdeler
kaldırmadığın kepenkler
anlatmadığın
bilmediğim
anlamadığın
duruşun

kararıyor etrafım
bulutlar çöküyor
ağırlaşıyor hava
şimşekler çakıyor
konuşmuyorsun

renkler yok bugün
siyaha bürünmüş gökyüzü
cansız etrafım
kuşlar
eskisi kadar cıvıltılı değil
ve eskisi kadar güzel değil buralar

yanındayım
bilmediğim kadar yalnızım
bilmediğim kadar uzak
bilmediğim kadar yabancı

bir başkasın
hareketlerin
duruşun
gülümsemiyor yüzün
başka bir şey var bugün

sustun
sus pus oldu her şey
içime batıyor bu halin
hissediyorum
fırtına
ha
koptu
ha
kopacak?

17 Şubat 2009 Salı

"KAL" ya da "GİTME"

Elimde sana yazdığım son şiir..İki kıtası tamam üçüncüsü yarım. Sense kararlısın. Hazırladığın bavuldan belli, gitme laflarından.. Son zamanlarda çok kullanır oldun bu kelimeyi cümle içlerinde.. Bense cümle bile kuramıyorum artık. Yarım yamalak iki kelime:
KAL ya da GİTME...

Gideceksin yani..Kararlısın..Hani derdin ya sen: “gitmek zordur” diye..Peki hiç zor gelmiyor mu? Anlamsız sorular çalkalanıyor beynimde şimdi: Bu veda bakışları niye, bu bavul nerden çıktı, bu yarım bıraktığın cümleler, bu yarım bıraktığın sevdamız, bu yarımlarımız neden? Sana derdim ya ben hep “kalana git; gidene de kal demem” diye..Bu sefer değişti her şey:
KAL ya da GİTME...

Bir otobüs bileti olmasın ayrılığımızın avukatı, sırtladığın montun şahitlik yapmasın, bütün ayrılık şairlerini, bütün komplo teorisyenlerini haklı çıkarmayalım..Yine ben sana şiir gözlüm diyeyim. Korsan sevdam ol benim yine, başımı omzuna koyayım, uyuyup kalalım eskisi gibi..Bu isim sana yakışmadı; ben sana “yarınsız sevdam” diyemem..

Şimdi başım eğik, gözüm nemli, elimde sana yazdığım son şiir. Son kıtası yarım:
KAL ya da GİTME...
Kes Sesini Yüreğim..Sus..Sus İşte...