16 Kasım 2008 Pazar

"Aşk" De Yeter Ki..

Ve ben beklerim kaç yıl geçerse geçsin
"Aşk" de yeter ki, dayanır gönlüm..
Ağlarım gecelerin sensiz sabaha dönüşüne ama yılmam yıkılmam..
Gökler ağlasın bırak aldırmam..
Ben küçük bir yağmur damlası olabilirim ve belkide çok zordur o göklere kafa tutmak ama tutarım!
O yağmur damlası senin için her gün dayanacak, kurumayacak çöl sıcaklarında bile..
Sen yeter ki "Aşk" de ben yaşatırım o yağmur damlasını.
Susabilirsin kendi kıyılarında, ben anlarım sezerim..
Bilsemde susarım, suskunluğuna misafir olmak isterim.
Sen'li olsun yaşadıklarım..
Bir yudum su olup değmek isterdim dudaklarına ve kıskanmayı unutmak isterdim bir damla suyu.
Sorgulamaktan vazgeçmek isterdim
Neden binlerce insan seni farketmeden hergün yanından geçiyor, kim bilir tanımadığın kaç kişi sana bilmeden dokunuyor, ben neleri vermezdim o tek dokunuş için..Bunu kimse bilmiyor!
"Aşk" de bana anlat deme.. anlatamam..
Susarım ölürcesine haykırmak isterken delicesine
Korkarım eksik anlatırım sana duyduğumu
Incinirsin, hafife alırsın bendeki Sen'i.
Ben sende ne kadar varım bilemem ama yaşıyorum derinlerinde
Icinin yanmaları buralara sıçrıyor ve yanıyorum seninle
Söndürmek isterken alevleri dahada büyük oluyor yangınlar
Bana "Aşk" de yeter ki, Gücüm yetmez deme.. Yetiyor
Kül olmadıysak seneler sonrası hangi alev bizi yok edebilir hiç düşündünmü? Kimin gücü yetebilirdi sen Yakmadıkca Bizi?
Biliyordun, hiç bir zaman vazgeçemediğin gibi şimdi de geçemeyecektin.
"Aşk" dedik.. "Aşk'ı" seçtik..
Belkide bu yüzden hiç kaybetmedik.......

Bir Ben Daha ÖLDÜ İçimde..

Bu Gece
Bir Ben daha
ÖLDÜ içimde
SEN
Yaşayabilsin diye
Kurşuna dizdim
Tüm yalanları
Eğilip dudağından
ÖPTÜM sessizce
Yüreğime gömdüm
Bende Kalanları
Biraz daha
Eksildin hayatımdan
Gülen gözlerimin yerini
GÖZYAŞI aldı
Hüzün biçtin
Madasa bıraktıgın akşamlarda
Hasat mevsiminde AŞK
Sonraya kaldı
Biliyorum
"Birşeyim yok iyiyim"
Desende
Bu günlerde
2 Soru 1 Cevap
Etmiyor sende
Benimde
Aklım başımda
Değil
Bir nefes çekmeden bitiyor
SİGARAM
Çayım bardakta soğuyor
Maviye ıslanmak iyide
Şu sırılsıklam özgürlük
Esaretime dokunuyor
Ay ışıgı
Vururken denize
Hüzünbaz
YAKAMOZLAR
Çarpıyor yüzüme..

"İyi Yürekli Köstebek"

En güvenli, bilmem kaç tarafı varsa işte surlarla çevrili bir mabede yerleştirmiştim tüm gerçeklerimi..
Sığınmıştık oraya çaresizce!
Öğretilenler vardı çünkü, yaşadıkça -etle tırnak- benzetmesine yoldaş olan..
YAŞananLAR!

Böyle geçti vadesi belirsiz zaman..

Mabedimde saklı bakire gerçekler,
Yüreğimde huzur,
Gözlerimde mutlu olmanın ışığı ....

Sonra;
Gerçekten geç-ti zaman!
Ardı zifiri karanlık..

Taşlarla sopalarla saldırdılar gecenin en koyusunda, gerçeklerin aslında sadece -suya yazılanlar- olduğunu tokat gibi yüzüme çarpan yüklemler!

En önce güven yaralandı....
O kadar çok kan kaybetti ki, geri çekildik!
Saklanıp da yine en derinliklerine yüreğin, dinsin diye kırmızı bekledik..
Sardık sandık acıyan yerleri!
İyileştiler sandık kanayan kelimeleri!

Öyle emindiki gerçeklerim gerçek olduklarından,
Çıktık yola yeniden.....

Az gittik, uz gittik, dere tepe düz gittik işte ..
Nefes alalım diye durduğumuz o yerde, gerçek ateşler yaktık yüreğimi ısıtırız yeniden sanıp da !

-Ahh kendimizi nasılda kandırdık!- diye düşerken düşünceme kelimeler, yavaş ama emin adımlarla yaklaşan -yalanların- sesini duydum..

Durdum...
Dinledim...

Çok yol katetmiştik oysa ki,
Kırılan ve düşen yere bütün hayal kırıklarını toplamıştık oysa ki ...

Bir köstebek olmalıydı aramızda!
Yanımdayken, ışıkken hani yoluma beni yok sayan, hiç eden, tüketen!


Güven kanıyordu hala derinden..
Aşk desen her tarafı yara bere..
Sevgi yoğun bakımda..


Çatışmaların en çelişkilisini yaşayan -saygı- ise hafif sıyrıklarla atlatmış durumda!

Bir bu eksikti diye tanımlananı,
Belki de son umut mumuna üfleyip de söndürecek olanı,
Her saklandığımda beni ele vereni,
Çok ayıp naralarına inat parmağıyla yerimi gösterip de beni deşifre edeni,
Bulmalıydı bir an önce!

Gözlerim üzerlerinde ararken bir açıklarını,
-Saygı-nın sesi yükseldi arşa karşı! :

" Arama " dedi daha fazla , "düşünme, yargılama
Senin olanları sen yok ettin bir bir ellerinle!
Sevgiyi sakladığın sol yanın ilk acıdığında, sızladığında hani için için,
Kurtarmalıydın kendini ellerinden aslında bir hiçin !

Ara verdin, korktun, kaçtın, nefes aldın, çabaladın, ağladın, sızladın, koştun, yine sarıldın, yine kanadın, son dedin, geçti dedin, bir daha yok dedin, inanmam dedin, kanmam sandın, yanılmam bildin, kızdın, küstün, nefret ettin, yeniden sevdin, derinden bağlandın......

Üzmem dedi, geçti dedi, sardı, sarıldı, tuttu, çekti, giderken tam sen peşinden geldi, gitme dedi, gitmem dedi, hep dedi, ömürlük dedi, sevdi bazen, bazen öfkeden delirdi, yanındayım dedi, aslında gözleri artık uzaktı......

Uzaklardaki gözlerinin içine bakarken sen,
İçine içine akıyordu yaşlar gözlerinden!
İçten içe ağlamak hani, en dibine vurmak acının..."


Sustum!
Ağladım!
Anladım!


Her köşe başında ensemde hissettiğim,
Yeniden atmak üzereyken bir adım -beni sırtımdan bıçakladığını- sandığım,
-Saygım-dı!!

Önce kendime, sonra hayata, sonra karşımdakine, sonra yanımdakine, sonra sokaktaki o gence, sonra güneşe ve hatta aya, günlere, aylara, yıllara, hayata olan saygım!!!


Sustum!
Ağladım!
Anladım!


Diz çöktüm önünde,
Daha da kısa kaldı boyum, yerin dibiyken aslında varlığım...

Kızdı...

"Kalk dedi!
Sil hemen gözlerindeki yaşları...
Ben seninleyim hep olduğu gibi yine!
Ama ne olur bir daha kırma beni, incitme....
Bana değil bir tek yaptıklarını unutma!
Güven, aşk, sevgi.....
Hadi dediğim her an yine gelecekler benimle!
Çünkü gelecek bizim tekelimizde..."

Tuttu ellerimden,
Kaldırdı beni -gözlerimin kör ve duygularımın esir olduğu- o yerden !
Sarıldık...

Duysun işte kim varsa,
Bilsin,anlasın! :


Barıştım ben kendimle ....
Bundan sonra da herşey benim tekelimde !!!


Ve siz ;;;
Kötü günler
Kötü insanlar
Kötü düşünceler ...

Hepinize de
Teker
Teker
Elveda !

15 Kasım 2008 Cumartesi

-Bir Sır-

-Bir sır-

Çocuksun, yalnızca aşk açık sende
Ne sen kalıyorsun ne o, aşktan başka
Biri yok, gel, aşk istediği için varsın
Ne onu kurtarıyorsun ne kendini, aşktan başka
Biri yok, git, aşk istediği için yoksun !

Ayrılıktan değil, taşıdığı saflıktan konuşursun;
Ayrılık sana dönmektir, yeniden bana
Ruhumuz öpüşür ya, başkasındayken ağzımız
Gövde gözaltındadır, oysa ruhumuz sereserpe..
Seni senden beni benden bağışlar birbirimize !

-Bir sır-

Çocuksun, aşkla açıyorsun kullandığın herşeyi ..
Burda değilsin, çoktun çekilmişsin ve seninle..
Gitmiş senin olan, her zamankinden çoksun bu evde,
Çünkü aşk hepimizden çalışkandır, ben duruyorum
Vefa aşk listesindeki ceza nöbetine !

Bu karanlıkta daha iyi görüyorum seni,
Aynı tünelden geçiyorsun gelişte ve gidişte..
Kavuşmaya, ayrılığa aynı yolu kullanıyorsun,
Beni büyüten aşktan söz ediyorum, yolculuğa övgü
Zaman yok ki aşktan başka, uykusuzluğa övgü.....

-Bir sır-

Çocuksun, baştan çıkarır gibi açığa çıkardın beni,
Ayrılık mı; beni aşka terkettiğin için seviyorum seni!

Seni Seviyorum...

Seni sevmeyi bugüne nasıl sığdıracağımı bilmiyorum yine ben..
Dilimden dökülenlerin,kaleme anlattıkları yetersiz..
En yalın en duru haliyle anlatacağım sana bu sevgiyi..
Seni seviyorum..
Kalbim atıyor ya senin yanında,
Hani ne yapacağımı bilemiyorum..
Tatlı tatlı gülüyorsun o halime hani..
Gözlerin anlatıyor ya bazı şeyleri..
Sen söylemedende okuyorum ya gözlerinden beni sevdiğini..
Ellerim terliyor ya tuttuğum zaman ellerini..
Yüreğim bana baktığında atıyor ya..
Hani hissediyorum ya beni öptüğünde ne kadar çok sevdiğini..
Hani gökyüzüne hep aynı anda bakıyoruz ya..
Aynı şeylere gülüyoruz ya hani..
Aynı şarkıyı dinliyor oluyoruz ya birbirimizin yüreklerinde..
Ben seni değil..
Sen beni değil..
Hani biz oldugumuzda seviyoruz ya birbirimizi..
Ayrılığa dayanamıyoruz ya hani..
Aynı anda sarılıyoruz ya kağıt kaleme..
İnanamıyoruz ya bittiğine..
Ağlıyoruz ya mutluluğumuzdan dokunup birbirimize..
Bakışarak bile sevebiliyoruz ya uzaktan uzağa..
Özlüyoruz ya deli gibi birbirimizi..
Gözlerimden başka ne anlatabilir ki sana olan sevgimi..

14 Kasım 2008 Cuma

Noktalar Acıttı Kalbini Biliyorum..

İki tırnak işareti arasına sığan bir kaç kelimeydin sen, içimi oyup geçen rüzgarlara inat, yürek durağımda beklediğim tek yolcu.

Gerçeklerde aramıyorum artık seni, gerçek olmadığına inandırdım kendimi.

Kırgınım yalnızca hatta adı aşk ile başlayan cümleler kulağımı tırmalayan rahatsız edici birer ses artık.
Mülteci bir kaçaklığım vardı eskiden, şimdi terkedilmiş evler gibi duvarlarımda asılı eskimişliğim. Garipti aslında, sen dudağımdan apar topar dökülen sözlere virgül koymaya çalışırken, ben ettiğin cümleleri noktalıyordum.
Cümlelerin sonuna nokta koymak hep bana düşse de,noktaları hiç sevmiyordum.

Noktalar acıttı kalbini , biliyorum.
Şu üç harfi biraraya getirip gelişi güzel zikretmeyi de sevmiyorum ama,
a-ş-k biraz sabır, en çokta cesur olmaktı...

Şimdi oturduğum şehrin gözlerine yağmur doluyor, elimde bir fincan kahve, ağaçları seyrediyorum. Bir fincan kahvenin kaç yıl hatırı kaldığını sayıyorum kendimce ve halen merak ediyorum yazdıklarını.
Sanırım denge üzerine kuruluydu dünya ve dengeler altüst olduğunda gökyüzünün kalbinde bile kocaman bir delik açılabiliyordu.
Acılarımız mı bizi eğiten, dengesizliklerimiz mi bizi acıtan, yoksa tecrübelerimiz mi ayağımızı yere kenetleyen?

Binlerce soru sormak geliyor içimden, binlerce sorunun altında bırakmak istiyorum zihinleri.
Elimdeki kahve bitmiyor bir türlü, içindeki zararlı maddelere inat yudum yudum damıtıyorum içime, varsın benimde kendine zarar verenler arasında bir kıyamlık yerim olsun.
Ne çıkar?

Kalbim ahşap evlerin tahta arasından sızan damlaları gibi usul usul yürüyor gözlerime, kalbimi yanaklarımın coğrafyasına gömüyorum.
Hani bazı hikayelerin sonunu kimse bilmez herkes kendine göre bir son uydurur ya, işte öyle bir şeydir a-ş-k...
Kimisi için cümle sonuna konulan, öldürmeyen ama sol yanını felç bırakan bir nokta kimisi içinse yeni bir cümleye başlamak için verilen müsaade...

Bir hikaye de noktalama işaretini doğru yerde kullanmak mühimdir aslında, cümlenin en olmadık yerinde el yordamıyla kondurulan bir nokta,
ne yeni bir satır başının müjdecisi ne de anlamlı bir öykünün yardımcısıdır.
Aslında çokta zor değildir bir hikayeyi nerede bitirdiğine bakmadan bitirebilmek ,ama eğer noktaları doğru yerde kullanmadıysanız,
hikayeyi her okuduğunuzda bir urgana atılmış gemici düğümü gibi çarpar dilinize...

Kanar diliniz, kanar kalbiniz...

Çok mutlu bitmese de, doğru yerlerde kullanılmış noktaları, ister iki satırlık isterse sayfalar dolusu bir sonu olmalı hikayelerin.

Ama mutlaka bir sonu olmalı.

İki nokta üst üste :
Kes Sesini Yüreğim..Sus..Sus İşte...