12 Şubat 2009 Perşembe

Alışıyorum..

Bir Burukluk Yerleşti Yüreğime..
Taa şuramda işte...

Acıyorum..
Ben Artık Eskisi Kadar Kana(ya)mıyorum..
Babam’ı özleyen çocuk yanım kalmadı..
Büyüdükçe alışıyorum..

Sensizliğe Yaraşıyorum..
İçimde biraz sevgisizlik sızısı var
Ama geçme(me)li biliyorum..

Çünkü büyüdüm ;
Alışılagelmiş acılara yanmıyorum..


Aslında ben hala babam’ı çok özlüyorum..

Dünyada İnanmazdım Biteceğine..
Beni Böyle "Bırakıp" Gideceğine..

Ayrılık

Ayrılık bazen enkaz altında bırakmaktır bildiğiniz, bilirken inandığınız tüm geçmişi.
Gerçekleşeceğine inandığınız düşleri, gülüşleri...
Unutmadan en çok da sizi...


Bitti...

Uyandığımda narkozun etkisindeydim sanırım. Acaba neler söyledim seninle ilgili. Çokça anlatım mı seni. Belki de susmuşumdur. Seni ele veremem ki cenazemde bile ben. Bilmiyorum ne olup bittiğini bittiğimizden sonra.Yani hatırlamıyorum. Beni görenler göründüğüm şeklimi anlatıyorlar bana... Benden başkalarına. Sarfettiğim cümlelerin bir ucuna seni de sıkıştırdım galiba. Dilimden de düşmen kolay olmayacak, yüreğim gibi... Başkaları yattığım yatağın baş ucunda, böyle yalandan gülücüklerle, bir çocuğu kandırmışçasına:

"Sana daha niceleri layık..." diyorlar.

Ne biliyorlar ki?

Soruyorum, cevabını merak ettiğimden değil... Önemsediğimden de değil. Ama ne bileyim, belki de onlara denecek tüm sözlerin tükenme noktasında olduğunu göstermek için:

Niceleri?

Susmak yine...

"Hiçbir şey, hatıranın uyandırdığı duyguyu, hayatta yeniden yaşamaya kalkışmak kadar hayal yıkıcı olamaz."

Yıkılıyorum...

Yani şimdi biz yaşanmışlığın izleri bize göz kırpırken, gökyüzündeki en parlak yıldızın kaymasını mı bekleyeceğiz? Karanlık gecelerden medet mi umacağız güçsüz dileklerimizin de gerçeklik paylarının olabilmeleri için...

Yıkılıyorum...

Seni hatırlamak istemiyorum... Unutmak da... Yaşanmamış saymak da... Seni yaşamak istiyorum. Yalnızlığım boynunu büksün istiyorum aldatılmışlığına. Senin "sensizliğin" ne demek olduğundan haberin var mı da beni "sensizliğin"le yalnız bırakıyorsun? Sensizlik, sensiz ve sessiz.

Birşey mi dedin yavrum? diye soruyorlar başımdaki başkaları. Nezaketimi bozmamak için, hiç diyorum... Susadım, biraz su verir misiniz? Vermiyorlar... Narkozun etkisi sürüyormuş.

Sen geçiyorsun aklımdan... Böyle uzun yolculuklara çıkar gibi... Bana uzanan elin yavaş yavaş kayboluyor boşlukta.

Yüreğimdeki limandan dönmemek üzere ayrılan bir gemi gibisin. Ahh giderken ne ümitler yitirttin.

Yalnızlık Bir Yankıdır..

"Her şafakta
Her yudumda
Hasret sancıdır
Yol olsa da
Ses duysa da
Dağ aşsa da
Her adım son
Her an son adımdır


Tek başına yalnızlık bir yankıdır."


Dinleyin dilersiniz o çıldırtan sessizliği yalnızlığınızda, ya da boşverin gitsin. Gönlünüzce güzellikler, size hep eşlik etsin. Bakmayın siz bana. Bir yangının külüyüm ben! Bir aşıkın sarhoşuyum!


Geçici karanlıkların, müebbet hapsindeyim.


Yüreğimin yandığı yerde,
küllerimle şiirler yazdım sana.

Toz olup dağıldı adına yanan her harf/hece/kelime/ben! Oysa ilk kez yola çıkmıştık sana varabilmek, anlatmaya çalışmak için.


Çok, çok zormuş bir hayat çıkarmak yokluğunun hükümranlığında. Gözlerim dargın yaşanan her ana.Şimdi sürgün sen misin ayazlara mahkum odalarda? Yoksa ben miyim bu koca şehir, bu sesi susmaz insanlar, bu senden yoksun soluğumla.

Geçmez sandığım günler bir bir geçerken, yaşanmaz sandığım ömür tükeniyor bir hayalin izinde. Sabaha varmayan gece, geceye varmayan sabah olmadı, evet. Lakin; bundan öte birşey benim aydınlığım. Benim aydınlığım sen, gecem sürgünlüğüm sensizliğe.

İçimde bu boylu boyunca büyüttüğüm senli düşlerken, canımın yüreğime çaresi yok!

Bana eşlik eden tek şey, düş korkuluğu siluetim.Bir de yankılanan Sensizliğim. Yalnızlığım...

Sana yangınım için pişman değilim...

Bu yankı dinecek, yalnızlık da küsecek bir gün... İşte bunun düş'ündeyim.

Peki düş'ünde miyim?

Adressiz Mektup..

Bogazimda bir dugum gibisin bugun yine...


Soyleyemediklerim bir bir dizilmis bogazima, yine sebepsiz gozyaslari akiyor yanaklarima dogru...


Sensizligin bilmem kacinci sabahinda yine sensizlige acarken gozlerimi, siluetin belirdi yine karsimda. Bana yaptiklarina ,yasattiklarina ragmen bu imkansizliga devam edisimse yine bir ironi yasatiyor gonlume. Yine sensizlige yazilmis satirlar olusuyor,yine her satirinda sen sevgili!...


Basi dumanli daglarin yasini tutar gibi, sonbaharin huznunu tum dunyaya yasatir gibi seni sevmek, çok sevmek...

Adressiz mektuplara isimsiz satirlar yazar gibi seni içimde hissetmek. Her gunun batisinda gunesle birlikte batmak, her yeni gun dogumunda sana dogmak gibi...


Zamansiz gelislerin, zamansiz bu vedasini buz kesmis bir yurekte yasamak; tarifi olmayan olmayan ama sadece hissedilen, kelimelere hapsedemedigin o sevi tukenisimin tek sebebi oldu galiba...


Ilk defa gucumu tamamen yitirdigimi iliklerime kadar hissediyorum, sebepsiz, sorgusuz, sualsiz tum yasananlar hayatin "hatira defterinde" ki sari sayfalarinda yerini almak uzere...


Içimde ki aci o kadar taze duruyor ki hala "ZAMAN" in sadece bir yenilgi olduguna inandiriyor beni. Geçer mi hersey, biter mi bu ozlem, diner mi bu acilar,hayat tekrar devam eder mi tum bunlar hiç yasanmamis gibi?


Ve


Ve seni yine sever miyim geçen onlarca yil sonrasinda bile hala ilk gun ki gibi???


Sende bilmiyorsun degil mi butun bu sorularin cevabini?


Artik bende bilmiyorum, artik bende unuttum zamani,mekani,hayati ve yasamayi...


Sen mi?


Hiç hatirlamadin ki!!!

Ben Yüreğimin Sesini Dinledim..

Gece, ışıl ışıldı gökyüzü...
Önce her yıldıza senin adını verdim, yetmedi. Hiç biri senin gözlerin gibi değildi. Ben yalnız senin gözlerini yıldız bildim. Herkes altında sarhoş olacağı yıldızı ararken, ben senin gözlerinde bitirdim içki kadehlerini.

Her şey siyah beyazken, ben mavi bir düşte gizlendim Konuk oldum uykularına, gördüğün her rüyanın içindeydim. Gördüğün denizmiydi ben o denizin martısıydım. Bir ormanda mı yürüyordun, en ulu ağacıydım. Sen bir dağın tepesinde görürken kendini , ben doruklarında beyazlığıydım. Sonsuz hasret ateşiydim ben her gece kapında yanan. Sen bile söndüremezsin beni. Çünkü hasretin sen varken bile
dinmeyenindendi...

Kolaydı sevmeler ben imkansızı seçtim.
Ne kadar yakınsam o kadar uzaktın bana. Elimi uzatsam tutabilirdim ama bir o kadar da ulaşılmazdın. Kaçanlardan değildim ben, kaçmadım. Ne zamaan vazgeçmeye kalsam yüreğim o kocaman haliyle dikildi karşıma.
Ben yüreğimin sesini dinledim...
Ve yüreğim aslında sendin...

Her sözcüğü denedim aslında seni anlatmak için. Her sözcüğün üzerinde durup bin kere düşündüm. Ya onlar anlatamadı seni ya sen
onlara yetmedin. Sözcükler yetmedi ya, renklere sarıldım bende. Bir tek mavi anlattı seni. Maviye yakışan yalnız sendin.

Ne kendimi sakladım ne de sözlerimi. Duygularım içtendi. Seni
kendimi sever gibi sevdim. Tutkuyla bağlıydım sana ama sevdam senin tutsağın değildi. Ben özgürlüğüme düşkündüm ve özgürlüğümde sendin. Dinle ey yar, sana bağımlı olmadan büyüttüm ben bu sevdayı içimde. Sen olsanda büyümeye devam edecek olmasanda.

Sevmişim bir kere seni kurtuluşun yok sevgimden. Seni özlemeyi en çok ben bilirim. Hiç yakınmadım seni özlemekten. Üsteklik kavuşamama ihtimali işlenmemiş soğuk bir taş gibi önümde dikilip dururken. Sana
dokunamamak yüreğimi böyle acıtırken.
Bil ki ben yüreğimi kanatan bu acıya inat dokunmadan tenine saatlerce sevişebilirim seninle...

5 Şubat 2009 Perşembe

Eksilişler, Yit[ir]işler..

Virgüllere ihtiyacım vardı benim, sen noktaları hoyratça savururken..biraz dinlenmeye ihtiyacım vardı, direnmekten çok..

hop oturup hop kalkan yüreğim.. çocukluğumu kaybettim yanında..

düşlerimi eskittin, eksilttin.. hayret, bir türlü görmedin..neden durgunsun diye sormakla kaldı tüm yaptığın. 'sen'den diyemedim. durgundum, yorgundum, ve solgun.. ama yanında mutluydum!


ve bir gün, aniden, artık kalmadığımı anladım. durgunluğum bile yok olup gitmişti. hay aski! nereye sakladın beni? nerede ruhum? nerede gül[en] yüzüm..

noktalarının ardına mı sakladın yoksa? yoksa üzerime biten cümlelerini mi devirdin? söyle, inan kızmayacağım. bilirsin, sana hiç kız[a]madım..

söyle, nerede yitirdin beni? nereye bıraktın da geri almayı unuttun?


kız kulesine gitmiştik en son, denize mi düşürdün yoksa beni? yoksa galata kulesinden mi düştüm, kayıp avuçlarından..

yok yok.. ben senin noktalarının içinde kayboldum..

çöz dilini anlatmaya koyul..sakladıklarımı,yastık altı düşlerimi nasıl buldun?

hadi anlat, kendimi bulmam gerek.. ve sen kopardın ben koptum, inan kendimden koptum..

söyle, son noktanı nereye koydun..?
Kes Sesini Yüreğim..Sus..Sus İşte...