1 Ocak 2009 Perşembe

Bir Fotoğrafa..


Karşımdasın işte...
Bana bakmasan da oradasın, görüyorum seni.
Ah benim sevdasında bencil, yüreğinde sağlam sevdiğim.
Kalbime gömdüm sözlerimi, ceset torbası oldu yüreğim.

Tıkandığım o an,
Elimi nereye koyacağımı şaşırdığım o an işte,
Aklımdan o kadar çok şey geçti ki takip edemedim.
Ellerim boşlukta, ben darda kaldım.
Ellerim buz gibi, ben harda kaldım.
Bir senfoni vardı kulağımda çalınan,
Bitti artık hepsi...

Köşeme çekildim, hani hep kaldığım köşeme.
Bakış açım belli oldu yine.
Geride kalan, ardından bakar gidenlerin.
Bir meltem olacak rüzgarım dahi kalmadı benim.
Dağlara çarptım her esişimde.
Yollara küfrettim her gidişinde.

Demiştim sana hatırlarsan:
“Önemli olan ‘zamana bırakmak’ değil,
‘zamanla bırakmamak’tir..”

Şimdi bana, geçen o zamanın
Unutulmaz sancısı kalır

Gittiğim eğer bensem, söyle bana kimden gittim?
Sende yoktum zaten ben, ben yine bende bittim...


Nazım Hikmet Ran

İhtiyacım Var..


İhtiyacım var;
Kötülüklerden soyutlaşmış,
Sahtelerden yalınmış bir kalbe

İhtiyacım var;
Başımı omzuna güvenle koyabildiğim omzuna
Kimseler bilmez,duymaz,hissedemez
Umut ederim kimse farketmez..


En değerli varlıklarının kıymetini bilmez insan
Elinden kayıp gitmedikçe..
Önemsemez ve zamanla
Uçar gider uzaklara..
Göç eder baska kentlere..

Gel !
Git desemde gel!
İstemiyorum desemde gel!
Çünkü ihtiyacım var sesine,nefesine..

Hissetmek zor mu bu kadar?
Acınız bahsettiğiniz kadar büyük mü?
Neden böbürlenirsiniz bana..? Neden bu beddualarınız ?
Alın gidin! Toparlanın hayatımdan..
Lazım olsaydı iyi gün şahısları,
Beni kurtarabilselerdi
Derdimi anlatacak birini bulmak bu kadar güç olur muydu?



Gitme..Git desemde gitme..Yalnız bırakma
Söylemesemde duy..
Anlatamasamda anla
Göstermesemde gör kalbimdeki yaraları
Konuşmasamda hisset sana ihtiyacım olduğunu..

Yeni Yılımız Senli Olsun..

İşte bir günün sabahı ve bir yılın sonu…
Bir yıl daha geçiyor sensiz
Bu kaçıncısı bilmiyorum
Zaten artık saymıyorum
Saymıyorum çünkü
Bütün sayıları maviye boyadım
Seninle beraber saymak için
Seni bekliyor…
Senli zamanlara saklıyorum…

Her gün bir şey erteliyorum
Her yılsonunda seni beklemeyi yeni yıla ertelediğim gibi
Sırf senin için
Sırf sensiz yaşamamak için
Tam soluk almayı erteliyorum
Soluklarım yarım mesela
Gülleri tam sulamıyorum
Ne tam açıyorlar
Ne tam soluyorlar
Onlar da yarım
Onlar da seni bekliyorlar...
Beyaz olanı dışında
Beyazı sadece ben bekliyorum
O hiç yarım olmadı,
Hiç solmadı, hiç susuz kalmadı
Küçük yüreğimin sana ait kısmında

Uykularımı erteliyorum mavi gecelerde
Yıldızlar yarım, ay çağlamıyor
Gözlerim yarım, gözyaşım yarım
Tam düşmüyor hiç birisi ve aşk tam ağlamıyor
Bekliyorlar hepsi seni, hep seni
Hep vuslatı ve sevinçten dökülecekleri günü
Yani aslolan sen teferruat gerisi

İşte yine akşam oluyor
Gece de olacak ve ben yeni bir yıla
Yine bekleyen bir şiir düşüreceğim
Yine seni bekleyen!
Biliyorum;
Sen yine erteleyeceksin gelmeyi…

Bu gece kar yağar mı?
Üşür müyüm?
Yok, yok üşümem…
Sen giderken
Yeterince üşümüş alışmıştım soğuklara
Merak etme ağlamamda
Dedim ya gözyaşlarımı gelişine saklıyorum…

Belki bir yıldız kayar bu gece
Ben bir dilek tutarım
Yine senli, yine senden yana…
Belki bu gece kabul olur
Her şey başka olur
Belki giden yıl mutluluğa gebedir
Giderken ellerimize doğurur…
Beraber büyütürüz kim bilir…

Dileğim dileğin olsun
Yeni yılımız senli olsun!

Sen Kokuyor..

beklediğim ilk liman burası
ve kaçırdığım ilk gemi sen oldun
senden sonra alışkanlık edindim
sevemez
duyamaz ve
göremez oldum...


sen kokuyor caddeler
sen kokuyor gökyüzü
sen kokuyor deniz...


kaçıp gitmeliyim bu şehirden
her yerde hatıraların kalmış
her yerde gözlerin var
boğazıma düğümleniyor sözlerin
konuşamıyor , düşünemiyorum
bu benim sevdiğim istanbul değil
bu benim baharım değil...


sen kokuyor odam
sen kokuyor yıldızlar
sen kokuyor tenim....


gitmeliyim
bir gece terketmeliyim bu şehri
ardıma bakmadan
bir tren garında
yada bir hava limanında bulmalıyım kendimi
odamdan , yastığımdan
ayırmalıyım kokunu....

sen kokuyor gece
sen kokuyor mevsimler
sen kokuyor yağmur...


çok yoruldum
çok ıslandım
yüreğime dökülmeyen göz yaşı kalmadı
çok aradım
hayalinin olmadığın bir köşe
kokunu duymadığım bir yer
sensiz bir istanbul bulamadım....


sen kokuyor ellerim
sen kokuyor sözlerim
biliyorum sen duymuyorsun ama
yüreğim en çok sen kokuyor...

Kim Anlayacak..


Yoldan geçiyordu, durdu.. bir bahçe vardı..
donuk adımlarla, adım-adım bahçenin duvarına yöneldi..
donuk gözlerle çiçeklere baktı, baktı.. çiçekler sıcaktı..
donmuş bir sesle bahçıvana sustu:
-bu çiçekler kesilecek mi? bu çiçekler gidecek mi?
bahçıvan dizlerine bahçeyi çöktü.. yüzüne çiçekleri
döndü.. bir ışık yanmıyordu, yandı söndü.. elleri gözlerine
baktı, gözleri ellerine aktı.. gözleri ellerini gördü..
elleri kördü.. sönen ışık yandı.. yanan ışık söndü..
dün yağmur yağacaktı, gün döndü, yarın yağdı,
bugün dindi.. ağlayacaktı.. kim anlayacaktı...


Özdemir Asaf

Z/amansız

Zamanı eskittik heveslerimiz uğrunda.
Değmedi ne takvime, ne akrebe, ne yolkana...

Yaşandı bitti demek ölesiye zorken,
Yaşadık ve bittik.
Yüreklerimizse;
Yara/Yama!

Z/amansızdık!

Z/amansızdı sevda!

Gözümüzün değdiği her yer göz/den yaşlı.
Bir de soğuk ki hava, sorma.

Kar taneleri cam kırıklarında keskin vuruyor avuçlarıma,
Üşüdüğümü unutacak kadar yanıyor canım yokluğuna.

Hangi heceme gelirsin,
Söyle o dilden konuşayım.

Beni an/la...
Beni anlarda...
Kes Sesini Yüreğim..Sus..Sus İşte...