19 Kasım 2008 Çarşamba

Sus/Mantık/Duygu/Cellat

Zaman geçiyor...

Oturduğum yerden kalkmayışımın üzerinden de çokça zamanlar geçti.

Ömrümün hangi anında takılı kaldığımdan dahi bihaber zamanlardayım.


Suskunluğuma neyin ses olabileceği konusunda da herhangi bir fikrim yok.

Kendine bile yabancılaşmaya başlamış bir kitleyim. "Kitle(!)" Evet, evet, ötesi yok. Ruhumun şimdilerde soluğu kesik.


Mantık...

Şurada bir köşede olacaktı. Zamansız lazım olur diye hep saklarım bir köşede. Bu yüzden belki beni kırdıklarında gözümden yaş akmıyor. Bu yüzden belki duygusuzlaşıyorum yitiklerimde bile.


Konuşmak ist[em]iyorum...


Başımda yedi baharın sarhoşluğunda kelebekler, kanat çırpıyor. Başım dönüyor bu yaşama hevesinden benim.

Bir yerlerde incinmişlik var sanki de, zanlı kim? Buralarda düşleri kanlı birini gördünüz mü?

Kırık'ım.

Bir cellat bana yakınlardan el sallıyor!

Ama...

Dur daha, çok işimiz var[dı].

Dokunma Bana


Camdan yapılmayım
Kırıldım bir kere
Zor bir araya getirdim parçalarımı
Tahtaların aralarına giren küçük kırıkları
Gözyaşımla ıslattığım parmak uçlarımla topladım
Halının tüylerine dek fırlayan camları ararken
Yüzümün düşlerle dokunmuş desenleriyle bakıştım
Anıların üzerine basmadan kanatmadan kendini
Yarım yansımalarınla yüzleşmeden iri cam parçalarında
Kendini yeniden bir araya getirmek
Yapıştırmak
Benim doğallığımın yerine


O kırıklıktan sonra işte bu yapaylık oturdu
Anla artık
Yapıştırarak kendimi oluşturdum yeniden.
Bu yüzden kaldıramam ikinci bir kırılmayı.
Sen hiç bir şeyi ikinci kez yapıştırmayı denedin mi?
Tutmaz...
İki kıyı tüm girinti ve çıkıntılarıyla tamamlamaz birbirini
Bir daha olursa
Olursa bir daha kırıklık
Daha keskin daha tutulmaz daha tehlikeli olurum.
Tene değen her parçam keser kanatır.
Ki anlasana
Sindiğim kıyılardan köşelerden
Ansızın batarım insanlara.
Ki anlasana
Kırılıp dağıldığımı unuttukları an
Gittikçe büyüyen bir tehlike olurum
Sakın!
Sakın durduğum şu zaman ve yer içinde
Dengemi bozacak kadar ağır dokunma bana
Sakın beni bir daha düşürme !

İçimdeki Çocuğu Kaybettim / Bensizim

Sahipsiz bir mavi balon gibi gözlerim.Yalnızlıktan alıntı yapılmış bir sayfaya düşülen dipnot gibi darmadağın içimdeki çocuk..Uçsuz bucaksız bir köyün yamacında kaybettim düşlerimi.Ellerimden salıverdim bendeki seni..Avuçlarımdaki yangına bir de senin özlemini ekledim..Uzaklaştırdım seni kendimden..Ben kötüyüm ya, ben kirli yüzüm ya..İçim sana kal derken dudaklarım kanlı bir gidişe mevzileniyordu..Senin benim yorgunluklarımın altında ezilmemeni, içindeki ekin boylu saçlı kızın ölmemesini istiyordum..Sustum sen kadar, seni iki yakaya böldüm..Bir yanım sana ırak iken, bir yanda sana yanmaktaydı..Gittin; her rüzgarda kokunu aradım..Her geleni, her kapı zilini sen sandım…Meğer sen benim kurabildiğim tek anlamlı cümlemmişsin. Öyle büyükmüşsün ki içimde; ben seni öldürdükçe sen bana kök salıyordun..Ta içime, ta köklerime..

Senden önce dönülmeyecek dualara durdu kıblem..Sönmeyecek yıldızlara çevrildi omuzlarım. Şimdilerde içimde yok/um, dağıldı inceden saçlarım. Sonra da içimdeki renklerin / gökkuşaklarının körü oldum ben..Üryan kaldı iki dudak arası lügatim Hani ben sonbahar kızıyım ya , hep gölgelerinin izinden gidendim ya...Şimdi gitmiyorum senden başka yere.Bittin / bitti-m koca bir yanılgımdın içimde..Ellerim sen kadar açık kaldı...Bıraktığın kapılardan hiç geçmedim ben.Dudağımdaki diğer adın koyu bir özlemdi, içimdeki ise hep özlenen..Her gece yüreğini giyinmek benim için ölüp yeniden doğmaktı küllerimden..Gözlerinde küçük bir kız olmaktı. Yeni bir bebek gibi emeklemek ellerinde..Düşmek defalarca, sonra da senin yüreğinle ayaklanmak..Yürümek senin nefesinin izinde..Senin gözlerinden izlemek çıplak denizi her gece..Ölüm yanında her gece yeniden doğmanın hazzıydı seni sevmek..Ama en zoru; her sabah seni üzerimden çıkarıp bana bol gelen içimdeki ben’i kuşanmaktı..Yüzümdeki her şeyi sana yabancılaştırmaktı..Bu bir maske değildi.Bu bir kendini kandırmak değildi..Sadece seni senden uzakta sevmekti.Tıpkı toprağın altında kökleri saklı kalan bir gövde gibi.Ne sana sen kadar yakın.Ne de sana ben kadar uzak…

Yoktun bende.Yusuf oldum kuyulara indim sen diye.Mecnun oldum çöllere bilendim senin yolların diye.Nafile ..Çare/sizim en çok ta sensiz.Şimdi yalınayak gezinmekteyim anıların üzerinde Susmalara yeminli bir morg yalnızlığıma nefesinle hayat ver ey kelimelerin üstadı...Öyle derin kuyulardayım ki, çıkar beni içimden.Al beni cümlelerine..Köklerini duvara dayamış, içindeki çocuğun katili olmaya hazırlanan bir yalnızlık abidesi gövdemden kurtar beni.Kanatlarım kırık olsa da hayat ol sol yanıma..Tüm cephe hatlarım düşse de sen bende kal “ gözleri hayat kadar anlamlı adam “


Tenimde terinden bir ter..
Avuçlarımda saçlarından bir tel.
Gözlerimde özleminin ateşi.
İçimde senden bir sen.
Sende unuttuğum bir ben.
Ben içimdeki çocuğu kaybettim / bensizim..
Biliyorum sensizlikte bir şarkı avutmaz beni..
Ne olur beni kendine kat..

Sen ve biz…
İkimiz..
Sevgimiz..
Düşlerimiz..
Yürüyelim aynı safta,
Yolumuz uzun..
Son durağımız mutluluk..

“Bensizliğime en iyi sen deva olursun koca yürekli adam…
Sığlığıma bir dua bereketiyle düş..
Ben öldüm bendeki bende..
Tutabildiğim tek anlamım sensin…
Seni kaybetmek istemiyorum..
Ne olur gitme..”

Şimdi Gidiyorsun..

şimdi gidiyorsun ya
dönüp bakma sakın ardına
ben seni dönüp bakasın diye değil
gömüpte unutmayasın diye sevdim
sevdim evet sevdim
bazen seni sen
sende de ben olduğum için sevdim
bazen o gözlerinde kendimi görmeyi sevdim karagözlüm
ben seni öyle sevdim.
şimdi gidiyorsun ya
hani o önceden seviyorum
deyipte şimdilerde zıttını söylüyorsun
ya yüzüme
sevmiyorum diyorsun ya işte
ben bunu değil "sevmiyorum"
derken bile o sesini sevdim ben senin
belki yakınlaşır diye bekledim
sevmek nedir bilmezdim ben
sevmeyi senden öğrendim
hasret nedir bilmezdim
onuda öğrettin canın sağolsun
ağlamak nedir onu hiç bilmezdim
sensiz kalınca öğrendim
şimdi gidiyorsun ya
bil istedim
ilk göz ağrımsın.
beni sabah akşam
bekleyişini özledim
sevgilim
söylesene hadi bekliyorum
şimdi gidiyor musun ?...................

18 Kasım 2008 Salı

GELME

Gelme,
Gelip yerle bir etme yalnızlığımı...
.
..
...
Gelme,
Gelip dayanma gönlüme
Taşıyamam, yorgunum
Düşersek fena düşeriz...
.
..
...
Bu yaralar senden kaldı
Senden kaldı yüreğimdeki derin iz..
.
..
...
Gelme
Sen giderken
Öldü "ikimiz"...

sonsuzluk çok canımı acıtıyor bebeğim :(


Bu sana son mektubumdur...
Diye başlayan
Kacıncı ilk mektubum,
Hatırlıyor musun?
Ya seni : Artık sevmiyorum
diye diye
Kaçıncı daha fazla sevmişliğim,
Ne zaman kaçmaya çalışsam,
uzaklıgımın karesiyle ters orantılı
Kaçıncı gelişim
Görüyorsun......

Ben tükendikçe
SEN ! İçimde çogalıyorsun....
Kes Sesini Yüreğim..Sus..Sus İşte...