4 Haziran 2009 Perşembe

Yaz Geliyor/Güz de















Adını vedalara yazdıysa insan, bakmalı kalemine...
Silinebilmeli yazıları.
Çünkü bazı kalanlar, göze alamıyor ayrılıkları.
Kendilieri için değil;

Aşk için.

Öyle ya, şarkılara benzemez hayat!
Aşk için ölmemeli,
Yaşamalı!


...Güzdü acıyorken içim, için için. İçli içli yağmur yağıyordu şehrime. Ve ben şimdi, yaz geliyor diye, daha bir üşüyorum için için. Bahçemde rüzgar yalnızlıktan esiyor yine. Her gece kokunu eserdi buram buram, sabahın ilk ışıkları gözlerin yansırdı gözlerime güneş diye. Üstelik bunun bir hayal olduğunun farkındalığıyla ısınıyordu içim.

Ama üşüyorum...
Yaz geliyor.

/Güze gebe!/

Bugün aslında adını bile bilmediğim birine seni anlattım. Nasıl gittiğini. Nedenlerinin gereksizliğini. Umursamazlığını. Sabırsızlığını. Arkana bakmayışını. Aldırmayışını. Geçen zamanda hiç aramayışını. Sandığım ne varsa. Sandıklarımın yanıldıklarım olması ve neyse işte...

Başkası, bir başkasının hikayesini hisseder mi? Nasıl bittiği/n/m/i anlatmadaki yeteneksizliğime rağmen, anladım. Anladı beni. Belki de bu sadece anlaşılma ihtiyacımdandı. S/anılar. Sessizlik/im. Bu işkence hallerin, ne zaman biteceğini sordum kendime utana sıkıla. Sustu içim! "Daldın" dedi seni anlattığım, uzandı aldı kağıt peçeteyle yanağımdaki ıslaklığı.

Hayır! Ağlamadım...

Yaz geliyor.
Bilmez misin ki yazları gözlerim sulanır hep mevsim değişikliğinden, tozdan, tebeşirden, güneşten.

Yaz geliyor.

/Güze gebe./

Vakit gece... Uzun günlere rağmen güneş batalı bir hayli zaman geçmiş. Gözlerim doluyor, bir bahane bul...

Üşüyorum...

Kül Kedisi

Seni Özledi Yüreğim..

Gözlerini özledi gözlerim...
Kokunu...
Sesini...
Tenini...
Seni...
Seni özledi yüreğim...

Her sabah kuşlar getirirdi düşlerii bana;kanat çırpışlarına kulak kesilir,birden kalkardım yatağımdan hatırlıyorumda...
Her geldiklerinde ve ben her duyduğumda seslerini,sen gelirdin aklıma sevdiğim...

En güzel düşümdün çünkü benim...
Çünkü kuşlar seni getirirdi bana...

Sisler inmeye başladı her gecenin sabaha karıştığı vakitlerde yatağıma...
Kuşlar mı ölüyordu yoksa ben miydim ölen bilmiyordum...
Sisler beni yatağıma mahkum ediordu ve ben her sabah bir kuşu yitiriyordum yatağımın başucunda...

Sen her adım attığında uzaklara, benim penceremdeki bir kuş daha yokoluyor; düşlerim gidişinle karanlığa karışıyordu sevdiğim...

Senin her adımında kanatları kırılıyordu kuşlarımın ve boynu bükük düşüyorlardı yatağımın kenarına...

Ben...
Esir sislerin arasında...

Gözyaşlarım sessiz sessiz akıyor sevdiğim...
Senin gidişine mi sel oluyor yoksa başucumdaki ölü kuşlara mı bilmiyorum..
Gözyaşlarım sessiz sessiz akıyor sevdiğim...
Senin ayak seslerini...
Senin gidişini duya duya...
...........

Gitme diyemedim hiç ardından...
Sessizce dinledim gidişini...
Sessizce bekledim gelmeni...
Ama sen...
Sen hiç gelmedin...
Ve ben...
Ben hep bekledim..
.........

BiLMeZDiM öLüM GeLeCeK GöZLeRiNDeN BaNa!!!

Gözlerin düşlerimdi...
Düşlerim kuşlarda...
Kuşlarım ölü...
Düşlerim karanlıklarda...

Gitme diyemedim hiç..
sustum ve bekledim..
Gitememeni diledim...
Ama sen gittin...
Ve ben...
Bittim...

Gözlerine inandığım, bu yazı sana...
Bekliyorum aynı yerde seni...
Elimde kuşlarım bekliyorum, Belki yine kanat çırparlar diye umut ediyorum...
Belki...
Belki getirirler kanat çırparak seni bana...
Yada...
Sen gelir canlandırırsın onları,düşlerimi hediye edersin bana...

Alıntı

Siyah'Beyaza Doğru

Renkler içinde ben;
Siyahı seviyorum en çok,
Beyaza doğru.


Kimi zaman kömür karası,
Kimi zaman zeytin çekirdeği.
Kimi zaman külleri yanılgıların,
Kimi zaman sis...

Dedim ya,
Siyahı seviyorum en çok,
Beyaza doğru.

Düşünüyorum da,
İnsanlar vardı dünyanın içinde maviye tutkun!
Söyler misiniz Allah aşkına,
Süzülmese mavinin üstünde beyaz mı beyaz martı,
Ne hürriyeti olur bu sözüm ona sonsuz tutkunun?

Düşünüyorum da,
Onu da çok düşünüyorum ben.
Bütün renkler içinde gözlerini hemen seçiyorum.
"Su yeşili gözlerin" Bir içim su
Diye yazardı sana üstat yaşasaydı.

Benim ne haddime zaten!

Hem zaten bak,
Siyahı seviyorum en çok,
Beyaza doğru.

Unutturuyor bana gözlerinin rengini,
İçimde sensizlikle kanat çırpan,
Kanadı sanki kırık martı!

Susuyorum,
İçimde düşme korkusu...


Kül Kedisi

Dön Gel.. Yalnız Aşkla Dön Gel...

Bu gün her günden daha fazla, daha bir aklımdasın. Sadece düşünmek yetmedi bu gün seni. Daha fazlasını yapmak istiyorum. Senin için daha fazlası... Sen yokken seni içimde yaşatmaktan daha fazla ne yapabilirim ki.. Geçen zamana yenilmemekten başka… Sen söyle daha fazla ne yapabilirim? Bu içimi acıtan sevgini azaltmak, bedenime sığmayan özlemini dindirmek için...

“Uzun oldu, ne zor oldu
Kalp yoruldu dön gel, her şey kalsın
Yalnız aşkla, yalnız aşkla dön gel
Affettim, kendini akla,
Sende aşkla, yalnız aşkla dön gel”


Elimden gelen tek şey bu sanırım.. Sana yazmak.. Seni yazmak… Sayfalarca senin için anlamsız cümleler kurmak.. Sonra da senin okumayacağını bile bile okuduğuna inanıp kendimi kandırmak.. Sana söylemek istediğim sayısız cümleler içerisinden bir kaçını söyleyebilmiş olmanın mutluluğunu yaşamak.

“Yak gel bildiğin ne varsa
Sat gel, gözüm yok para pulda
Yalnız sanadır bu hasretim

Dön gel vaktimiz daraldı
zaten şu yalan dünyada
Gel inadı sevdiğim”


“Mesafeler seni azaltmak yerine her gün daha çoğalttı…”

Hayata dair tek bir umudum var artık... Bir gün döneceğin.. Bu sabahta seni bir önceki sabahtan daha çok sevdiğimi düşünerek uyandım. Seni bekliyorum.. Gel artık...

Sensiz geçen günlerin anlamsızlığını yaşıyorum tüm benliğimle…
Uzakları yakın et, gel artık…


VazgectimSenden

16 Mayıs 2009 Cumartesi

Hiç Olmadığımız Kadar Yokuz BİZ !

Susma...
Durma...

Hadi...!
Bırak kendini devrik cümlelerime...
Şaha kaldır tüm kelimelerimi...
Seni el üstünde tutan harflerimi yağmala...
Gecenin ürkütücü karanlığını devir üstüme...
Damarlarımda dolanan SEN'i kes...
Yere düşen her damlanın sesinde yankılansın adın..



Titreyen kirpiklerinden düşür beni...
Enkaz altında kalan duygularımın canını yak...
Kalbime düşür ihanetinin yüzsüzlüğünü...
Dudaklarımın arasından çek al seni sevişlerimi...


Beni sana yazdıran Kadın..
Hadi susma...
Durma...

Övün kendinle,alkışla aldanışlarını..
Ve gözlerime daya ihanet kokan bakışlarını..
Hadi...!
Sen söyle bedenine değen nefeslerin adını?


Ömrümü ayaklarına doladığım Kadın...
Uçurumundan atıyorum düşlerimi,senle beraber..


Hadi..
Dilimizde ıslanan şarkımızın tadını sök al damağımdan...
Yandığımız gecelerin üzerine soğuk su serp...
Hayallerimle örttüğüm üzerini bir hamlede aç...
Hadi yık üstüme tüm yaşan(a)mamışlıkları bir hamlede...


Oysa seni ne çok sevmiştim ;Kadın..

Şimdi ise;katledilmiş bir aşk'ın iki figuranıyız..
Sana dair her repliğim yüreğimi kanatıyor..
Kanayan yaram;
Evcil sevdam...


Hadi susma..
Durma..
BAK..!

Artık bakışlarım gecenin canını yakıyor..
Düşlerim Katrankarası oldu,göremiyorum seni...
Mat bir renge büründü yaşan(a)mamışlıklarımız..


Sen yoksun..
Ben yokum..
BİZ yokuz...!

Hem de;

-Daha önce hiç olmadığımız kadar...


Axi_PrenS

Öyle Bir Düşmek..

Öyle bir düştüm ki senden düşlerim de düştü, Kanadı dizlerim…

Sahte masal dünyamın uçarı oyununda kaybettim masumiyeti


Tutunmaya çalıştığım bütün dallarımı kırdım bir bir,
Kırıklarını topladım sonra sevda dizelerimin…
Gözlerime çöken hüznün damarları,
kök saldı bedenimin yosun tutan turkuazında


Ve ben hala bir çocuktum aslında,
Bir türlü büyümeyen yada göze alamayan büyümeyi
İçimde bir yerlerde, ruhumun en dişi derinliklerinde bir çocuk
Katledilen, her soluğumda can çekişen,
En masum günahların bir kordon misali bogazına dolanmasıyla yitip giden…
Ruhum şimdi bir puzzleden farksız
Deforme olmuş ve kayıp birkaç parçası,
Önsözü asla olamayan yitik bir muamma kitabı,
Hücrelerime işleyen tutsak bakıslarından çalıyorum dudaklarımı…

Öyle bir düştüm ki senden düşlerim de düştü,
Kanadı ellerim…


Kaç şarkı küf tuttu karaya vuran intihar siluetimde,
Beyninin kıvrımlarından süzülüp silindim en büyük tufanında aşk haritasının
Kaç şiir yandı teget gecen avuçlarımızın kanayan boşluğunda,
Çıkmaz sokakların
Antik kaldırımlarında büyüttüğüm sürgün yüregimi çöplüğüme gömdüm…
Bu gece ben sağnak sağnak ölebilirim kan kaybından
Yada çocuk yanımın vurulduğu yerden tekrar geçebilirim
Soyunup geceye, sensizlikten vurgun yemiş ben’i boşluga bırakabilirim…
Oysa şifresini kırıp hayatımın bir romanı baştan yazabilmek isterdim
Gözyaşlarımı içime akıtıp yüregimi yeniden filizlendirebilmeyi,
Ne çok isterdim küllerinden dogan sarhoşluğumla
Çarpmadan duvarlarına bedeninde hüküm sürebilmeyi,
Yalnız benim dediğin semalarında süzülebilmeyi…

Öyle bir düştüm ki senden düşlerim de düştü,
Kan ağladı gözlerim…


Ve sen, önce planını yaptın asi cinayetinin
Ve sen, sonra gittin.
Giden için kalmakmı zordu,
Kalan için unutulmakmı!
Giden için aşkmı zordu,
Kalan için yaşamakmı!
Seni kaç kez yaşattım bende
Beni kaç kez öldürdün sende

Öyle bir düştüm ki senden düşlerim de düştü,
Kanadı yüregim…

Alıntı
Kes Sesini Yüreğim..Sus..Sus İşte...