18 Nisan 2009 Cumartesi

Ayrılık Bana (Aşk)tır Artık..

Sana uzaktan bakıyor artık gözlerim
Gönlüm senden geçmez bana döndü hep sözlerim...

Unutmak o kadar kolay mı sandın?
Ayrılık bana (Aşk)tır artık...


Güneşinin karanlığa yenilen bir geçmişten korkup, hızla kendime koştuğum bir kimsesizlikti ve gözlerime batıpta kırılan
Simsiyah,Buzlu camdan Bir Aşktı işte...

Sonra ?
Bütün sonralar gibiydi sonrası,
İncinmiş ve hayli kanamalı
Hani için için konuşurmuşçasına kırılan yürek suskunlukları...


Ve canda yangın
Ve yürekte telaş
Ve telaşta çığlık çığlığa kaçışan hatıralar....

Ve anladım, gerçekler dünyasına düşen en savunmasız çocuk yanımdı sonrada zaten her nefeste vadesiz eziyet oldu hayat ...

Sonra her nefeste düşe kalka, el yordamıydı yaşamak
ve zordu...


Dağılmış saçlarım gönlünün yatağına
Uyandırma...
Sabah olsun ben giderim
Sen kal rüyamda...



Uyumadım bir gün hiç,bir gün hiç konuşmadım..
Kalkmadım yataktan sonra bir gün baygın gibi neredeyse hiç kıpırdamadım...
Hiç açmadım gözlerimi tam bir gün boyunca...
Bir günse her defasında hıçkırarak uyandım,
Islak kirpiklerimde iki denizin tuzuyla kalktım sonra..

Ve tutup astım yastığımı çabucak gök yüzünün saçlarına..

Ve bıraktım yağsın diye damla damla içime sığmayan o okyanusu
bıraktım …

Yağdı …

İzledim …

Ki yüreğimdi her damlası …

Sonra kaldırdım başımı gecenin kalbine ve baktım yıldızlar yerlerinde duruyorlardı yine..
İyi dedim, bu iyi hiç değilse onlar yan yana ve hiç değilse onlar terk etmemişler birbirlerini …

Neyseki onlar … onlar, incitmemişler sevgiyi …

Sonra gördüm ki öznesiz kalabalıklar oldu yeryüzü tekrardan yamalamak istedim kalbimi …
Ama beceremedim işte

Artık Kör oldu aşk !

Şimdi,
Tahta kapısı ezbere bir tebessümle sımsıkı kilitli
gizli bir sızıdır ağrısı o günlerin...

Ve göğüs kafesimde güneşe küskün kör bir güne bakandandır artık,kalbim...

Ki Aşk,Ey Aşk...
Mademki giyilip çıkartılan bir ceket misali herkeste...

Bu yüzden...
Bu yüzden...Hüzünde tenimdir benim...



Ah bulmak o kadar kolay mı sandın?
Ayrılık bana (Aşk)tır artık..


CeMRe

15 Nisan 2009 Çarşamba

BUGÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM(müş) !!

Bugün benim doğum günüm(müş)...evet öyleymiş...mutlu değilim...doğum günü bi insanın belkide en mutlu olduğu gün değil midir? Evet .. ama ben mutlu değilim.. sadece bikaç kişi tarafından duyduğum kuru bi söz "doğum günün kutlu olsun" hepsi bu kadar... içim, gözlerim, yüreğim kan ağlıyor... neden? bilmiyorum...aslında biliyorum, bilmek istemiyorum... en kısacası "HAYAT" .. hayat! çok canımı acıtıyor.. SEN YOKSUN ! kendime bile söyleyemediğim, bilmek istemediğim yokluğun!... sensizliğe ağlarken kayboldum..yalnızlık kaderim oldu.. evet yaktın ! yıktın ! çektin gittin !...kül oldum, bir rüzgarla savrulan..yalnızlık kaderim oldu..kayboldum hayatta..hançerdi yokluğun, yüreğimde zehirdi.. Geceler hep sensizdi.. her zamanki gibi bugünde bugünde yüreğimde hissettim sensizliği, yalnızlığı..bilmiyorum BUGÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM(müş)... gözümde yaş, yüreğimde acın.. yaşamaksa bu, yaşıyorum bu hayatı..ama SEN YOKSUN ! :(

BUGÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM..

Buralarda yağmur yağıyor…
Pencereden yağışı izliyorum…
Aklımda yine sen varsın , seni düşünüyorum…
Her zamanki gibi sana bir şeyler yazmak istiyorum,hiç gönderemeyeceğim adrese…
Cama vuran her damlada içim burkuluyor.
Ne diye sızlıyor gönlüm anlam veremiyorum..
Sana yazdıklarımın içinde sanki bu kez bir şeyler eksik gibi hissediyorum..
Sevgim desem değil,sen desem ; hiç yoktun ki olmanı bekleyeyim…
Sonradan fark ediyorum,
İlk defa ağlamıyorum.
Senin için karaladıklarımın ilk defa ıslak değil..
Bu kez Ağlamadan yazıyorum..

Buralarda yağmur yağıyor,biliyorum yine bana ağlıyor…
Senin bulunmadığın bu şehri hiçliğe boğuyor.
Seni unutmam için, birkaç kez gelip gezdiğin yollarındaki tüm ayak izlerini siliyor.
Attığın adımları kaybedince adının da silineceğini sanıyor.
Bu şehir bilmiyor sevdiğim ..
Bu şehir seni nasıl sevdiğimi bilmiyor
..
Ben unutmayacağım diye direndikçe yüreğimde şimşekler çakıyor..
…
Karşılıksız aşkın vereme yol açtığını duymuştum..evet belki vereme tutulmadım ama sevdam aklımı yitirmeme sebep oldu.
Bülbülden seni dinleyip ,
Güle seni anlatıyorum..

Mutluyken ağlıyorum,
Mutsuzken gülüyorum..
Bir meçhule sürükleniyorum…
Biliyorum beni hiç sevmeyeceksin,
Bilmiyorum ne olacak halim ….
Yağmur hala yağıyor.
Şu rahmetin yüzü suyu hürmetine dua ediyorum ‘ Allah’ım inşallah O hep mutlu olsun.’
…
bugün benim doğum günüm…

sen yanımda yoksun..
17 yaşımın en kötü hediyesi yokluğun…
şimdi yağmur dindi , ben ağlıyorum.
Gözlerimden usul usul sen süzülüyorsun …
Sana sevdiğimi çekinmeden söyleyebilmem, senden bana armağan olsun…
Yüreğimin ateşinde yanarken bana değer verişin gönlüme su serpiyor her defasında.
Öyle iyisin ki , gurur duyuyorum sana olan sevdamla..
Sebebi yok… birden içimi bir sevinç sarıyor.
Mutluyum,ağlamıyorum..
yine sana söyleyemediklerimi buraya yazıyorum..
Ben iyiki doğmuşum da seni sevmişim..
Hep karşılıksız kalacağını bildiğim halde hergün şükrediyorum..
Seni Seviyorum Kıymetlim…
Seni Çok Seviyorum...

BUGÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM...

Bütün doğum günlerimde olduğu gibi istemsiz bir hüzün var içimde. Ve yine istemsiz bir şekilde geçen bir yılın muhasebesini yapıyorum...

Koca bir yıl daha gitti ömürden... Bir adım ilerisini göremediğim hayatı yaşamaya devam ediyorum.. Geçmiş anılar yığını.. Gelecek zifiri karanlık.. Sıkışıp kaldım ikisinin arasında.. Tıkandı birşeyler.. Kendimi ifade etmekten acizim bugün...

uykudayım şimdi

ve

bir adım daha yaklaştım uyanmaya...

12 Nisan 2009 Pazar

Şiirler Dolusu Özledim Seni

En çok neyi özledim biliyor musun?
Bir şiiri okumanı....
Ahmet Telli’yi mesala?
“Hala koynumda resmin” dururdu...
Ya da “ben girdiğimde sokağı devriyeler basardı”
Ben en çok
“seni sırılsıklam özleten yağmurları” arıyorum.....
Ne zaman ellerinden tutsam,
Kardı..... kıştı.....
Hasrettik sıcak mevsimlere.
Gittin... beni buralarda öylece bıraktın
“gülüşün eklenmiyor artık kimliğime”.....

En çok neyi özledim biliyor musun?
Susmanı...
Hiçbir şey demeden boşluğa bakmanı.
Gidişin geliyor aklıma şehirden!
Sırtın dönük, adımların kısa kısa...
Uzaklaşıyorsun...
Sonra dilime Aziz Nesin dizeleri takılıyor,
“sevişiyoruz yirmi beş bin kilometreden”

Hiç olmaz olur mu,
Necip Fazıl’ın “beklenen’i....”
Geçti peşi sıra mevsimler,
Aylar....
Bende seni bekledim;
“şeytanın günahı beklediği kadar...”

Yine son sözü Umut Yaşar söyledi.
“aşk başlamadan güzel......”
“neden bu şarkılar bitiyor söyleyince”? ? ?
Keşke diyorum, ellerinden tutmak olmasaydı
Şu kahrolası yokluğun, varlığına değer...

Gittin...
Türküler garip şimdi...
Şairlerle ben başbaşayım....
Sen seversin Ahmed Arif’i?
“akşam erken indi mahpushaneye”
ve ben “tütünsüz uykusuz kaldım”
Şiirler dolusu özledim seni.....

Ayyuka Çıkmışken Kekemeliğim / Bir Bıçak Yürür Sol Yanıma..

Ayyuka çıkmışken kekemeliğim,
Kaldır beni düşsüzlüğümden diyecek kadar yalnızım ben..
Bir bıçak yürürken yürek kenarlarımda,
Öldür beni senden gitmeden diyecek kadar kahramanım ben..
Acırken sol yanım,
Sağıma düşür göğsümü..
Ve bırak beni çocukluğumun en rüzgarlı tepesine..
Kundakla beni yarım cümlelik adamın yamalı düşlerine..

Revaçta iken uykusuzluğum,
Yine mavi bilyelerinden ferağat etti yaralı cümlelerim...
Bir düş tecrit edilirken yüreğimden,
Tehirli bir tren yolculuğunda
Gasp edildi duası yarım kalmış gençliğim.
Perdeler çekildi göz kenarlarıma..
Karanlıklar hediye edildi sol yanıma..
Tam kazandığımı farz ederken,
Yine rehin düştü içimdeki yara zamansızlığıma...
Yarım cümlelerimi yüreğinde meşru zemine çekerken,
Yine kürtaja zorlandı yüreğimdeki sevda.

Deniz manzaralı bir caddenin ortasında
Bir ayak izinden öteye geçemedi göçebeliğim.
Üşüyorum.
Yamalarımı delip geçen lodos'un etkisinden değil,
Yokluğundan,
Sensiz bir anlam ifade etmeyen fakirliğimden üşüyorum..
Ört üzerimi bindiğimiz vapurların iç sesleriyle..
Ve bastır, serpiştir terinin tuzunu yaralarıma.
Acıdan dişlerim dudaklarıma yürüse de,
Sesim, çığlığım çıkmaz artık..
Çüni kilit vurdum yüreğimin sensiz camlarına..


Merak etme..
Seni savaş suçlusu ilan edecek kadar gaddar değilim ben..
Bu ayrılığın kefenini de kendimi yorarım..
İçimde sonlandırılmamış bir tebessümü,
Yüzümün acıyan yanına nakşedip
Seni sensizliğimin en büyük yanında büyütmeye devam ederim..
Kah sensiz,
Kah bensiz..
Ama ne olur sen öldür beni..
Katili ol yama tutmayan yaralarımın..

Düşsüzlüğüm düşerken sol yanıma,
Veda etme bana..
Gözlerimin içine bakarak değil,
Ellerinle ellerime güç ver..
Güç verir ki ellerime sırtıma uzanan bıçak yerine otursun..
Yamalarım kapansın..
Yaralarım da...

Hep derdim ya sana...
Ve her söylediğimde bana kızardın ya...
" Ben yarım cümlelik adamım " diye...
İşte yarım bırakılmış bir düş,
İşte yaraları yamanmamış bir sevda..
Bir kurşun arıyorum şimdi...
Ya da bir parası peşin ödenmiş bir katil..
Hadi öldür beni....
Sağ yanıma düşür beni...
Beyazların içinde uyumak istiyorum..
Babamın defnedildiği çınar ağacının gölgesine bırak cocukluğumu..
Üşüse de kanayan yaralarım,
Sen siyahlarını giyinme devam et..
Ve de en çok sevdiğin sonbaharı...


Avuçlarımda bir miktar deniz,
Dudaklarımda ıslanan bir dua,
Sensizliğin yeni bir gününe uyanıyorum..
Ve bu ayrılığı bir deva diye revâ gören yüreğine,
Bir sözümle cevap vereceğim son kez..
" Hiç bir gül topraksız,
Hiç bir hayat umutsuz yeşermemiştir.."

Hep yaptığım gibi,
Sağ elime göğsümün soluna yaslayıp
Sana " eyvallah " derdim ya...
Şimdi seni yüreğimin en kanayan yerine koyup
Suskunluğuna da " eyvallah " diyorum...

Senden gelen herşeye razıyım ben...
Sevdaya da...
Ölüme de..
Çünkü sen bende herşeysin...

İsmail SARIGENE
Kes Sesini Yüreğim..Sus..Sus İşte...