4 Mart 2009 Çarşamba

" Geç/miş/im "

Bir merdivenin en başındaki basamaklarından birindeyim...
Saymadım hiç bu kaçıncı!

Dile geldikçe sol yanım adım adım,sanki daha da güven veriyor bana benim varlığım!
Bazen bir söz,bir hece belki..
Mesela seslenirken bana ilk çıkan ağzından gibi!

Haydi koş diyor,yakala,çık merdivenin en yükseğine...
-Çok yüksek- diyorum, -nefesim yetmez bu kadarına- !
Aşk diyorsun,nefesin kesilmesi değil midir aslında!

İnanıyorum sana....
Yüreklice!
Hani o en çocukluğumdaki gibi,
Masumca..

Sana !
Bana !
Bize !

Koştukça,iz sürdükçe peşinden,ütopik bir hal alıyorsun sonra..
Hani ne kadar uğraşırsan uğraş,parçala kendini,diren,arzula,inat et...
Hiç gerçek olmayacak olanından işte!

Olurken ve sanki yaşanmış gibi biterken tüm bunlar,olmadığın,varolduğuna inanmaktan uzaklaştığım her anda,hiç olmayacak zamanlarda ortaya çıktığın,aşık ettiğin sonra nefret uyandırdığın,sıcaklığının şevkat olduğunu sanıp da yanıldığım ve üşüyünce sayende buz gibi gerçeğe uyandığım sen,aslında yoktun ki hiç oldurmaya çalıştığım herhangi bir yerde!

Sadece geç farkettim ben bunu,ne acı..

Sandım ki,
Gördüm seni...
Baktım ve gördüm yani!
Ayırdedebilmek baktığını ve gördüğünü ne büyük bir şans aslında!

Baktın bana..
Baktın ve kör oldun sonra sanki adeta!

Anlatmak istedim sana çığlık çığlığa,
Yüreğimde ki ateş parçaları dilimde diye!!

Bir imkansızken yaşanan,
Ben inandım,
Sonra belki gerçekten sende duydun sandım,en içerinden!


Ahh aşk....
Ne zor bilmek seni ve sindirmek içe en yok görmelerden!


Sana tutulan canım gibi,
İlk çıktığında karşıma hani,
Gözlerine dalıp da yola çıkan,
Gözlerine misafir gözlerimin gördükleriyle bakmak sana en tutkulu hallerimle...

Herşeyin,hani o gerçek bildiğim,olduğuna inanırsan sen,bende burdayım demek gibi içten olduğu,hayallerin pembe döndüğü,umut kırıntılarıyla bezenmiş bir sevdaya benzedin sonra sen!

San-dım...


Ve bir gün,düştüm!
Gerçeğin en ortasına..

Yaralandım..

Kanadım..

Yandım..

Yanan yaralarımı sonra,gözyaşlarımla islattım!
Acının en hastalıklı halini enjekte ettim damarlarıma..
Yapan bendim ya ne geldiyse başıma,bulanda ben oldum o en hastalıklı halimin panzehirini bir başıma!

Alıp da elime makası kestim ne varsa mevcudiyetine ait hafızamda...
Kesik kesik bir bellek,belki göze batan boşluklar var...
Ama neler gelip de geçmedi ki hayat sayfamdan..

Yani uyandım ben!
Ve düştüğüm gerçek,kucaklarken beni hoşgeldin kendine naralarıyla,mutluydum çok!

Tüm karabasanlarımı,çetrefilli bütün bulunma hallerimi,seni belki adam eder diye umudettiğim bütün ikinci el duygularımı bırakmayı unuttum sanma sakın sana!

Benim geçtiğim yollardan geçeceksin daha..
Düşe kalka hemde!
Kalacak sol yanın,yara bere içinde hemde!
Ve adım neyse işte öyle eminim,hep bomboş olacak dört yanın!

Ve yazık sana son lafım,
Başaracağım sanıyorsun ya hani,
Sen öyle san aklı başka yanına kaçmış
Geç-miş-im !

Gökçe/29.11.2008

Seni Sevmeyi Özledim..

dalgaların bu denli hırçın kayalara çarpmalarının bir sebebi olmalı
hasret mi?
yağmurun toprağa bir an önce kavuşma isteğinin bir sebebi olmalı
özlem mi?
ayın gökyüzüne çabucak tırmanmasının bir sebebi olmalı
zaman mı?
benim seni hatırlamamın bir sebebi olmalı
kokunu odamda hissetmemin
gözlerimi kapadığımda seni görmemin
gözlerine baktıkça yüzümü dökmemin
bir sebebi olmalı
bunun adı aşk mı?
sen gideli çok oldu sevdiğim
peki ya ben biteli?
seni görmeyeli ne kadar oldu bilmiyorum
aslında biliyorum
ama kendime bile söyleyemiyorum
ya halen seni seviyorsam
ya seni özlüyorsam
o dokunuşları
odamı aydınlatan kokunu...
simdi boşver beni
sanırım yine seni sevmeyi özledim
yine sensiz
yine sessiz
karanlık bir gecede...


Gürkan Akan

1 Mart 2009 Pazar

' Soyut Düş '


"Sabaha varmak üzere yine gece ..
Düşümdesin sen,daha bile öte !
Bitmesin istiyorum gece,
Sen gitme hep kal diye !
Bulmalı bir yolunu,
Direnmeli hatta ..
Uzağımda kalsın hep uzaklığın soyutluğu ile !
Değince gözüme gözün,
Korkuyorum çok ..
İstiyorum ki sen bil bir tek beni ,
Herkesten çok !"


Gökçe ÇORA / 22.02.2009

Bana Mutlu Olmak Yaramıyor Anne!

Bütün vitaminlerimi aldım söylediğin gibi; A-vitamini,B-vitamini,C-vitamini...Senin sevdiğin gibi topladım saçlarımı.Aynaya baktığımda ağlamamaya çalıştım.Ama olmadı...Hergünkü gibi,bügünde hayatın yan etkileri devam etti üzerimde....

Bir elimde özlemlerim,bir elimde yitirdiklerimin enkazları...Sabun köpüğü gibi kayıp gitti avuçlarımdan sevinçlerim.Yine başaramadım anne.Yine sevmek boğazımda düğümlendi...Ne yaptımsa gideremedim acısını...

Sadece bir gün istemiştim...Mutlu olmak için bir gün çokmuydu sence.Bir kelebeğin ömrü kadar kısa sürsede inadına yaşamak istemiştim.Oysa ne büyük bir özlemle kucaklamıştım,beklemeyi bile onunla sevmiştim.Şimdi yarım kalmışlıkların gölgesinde ince ince sızlıyor içim...Benim mutluluklarım camdan...En ufak bir esintide parçalanıyor.Kırıkları yüreğimi kanatıyor.Bana mutlu olmak yaramıyor anne...

Bir mezar taşı kadar soğuk bedenim...İçimde kasırgalar,fırtınalar kopuyor.Daha ne kadar dayanabilirim sence.Senin ördüğün hırka var üzerimde.Hep sıcak tutar demiştin verirken gülümseyerek...Yüreğim üşüyor ısıtamıyorum...

Sevmek bana yaramıyor anne...

-Alıntı-

Karalar...

Ölümlerden ölüm beğendim düşlerime,
Yüreğimin sesi kesse sesini,
Düş kokusu sızmayacak karasına gecenin.
Gece sade kalacak
Ve sadece
Sarhoş naraları duyulacak sokak lambalarının dahi söndüğü caddelerde.

"Sus " demezse/m anlamıyor/um!
Kesmiyor sesini işte!

...

Çaresizliğimin önünde diz çöküp yalvarıyor
Beş kuruşun az geldiği,
Altı kuruşa ise değmeyen ruhum!
O kadar da söylemiştim oysa;

Yüreğim/ne bile eğilme.

Asilliğinden de ödün vermemeli yalnızlığım.

...

Ey kendim/ni bilmezliğim,
Biz bu hallere düşecek insan mıydık?

Zaman geçtikçe,
Aman diyecek tüm hallerim.
Halsizliğim de abanacak üzerime.

Bazen söz dinletemiyoruz işte,
Kimseye,
Kimsesizliğe...

...

Kimse, "siz" kadar yakın olmadı taa içerilerime,
Bu yüzden incinmeyiniz ruhumu katledişlerimden.

Kendime, kendimden öte borçlandım.
Kurdum kurdum düşleri ve
Kendimi aldattım.

Yaşanmış anılarım,
Yaşanmayacak tüm yarınlar,
Ziyan ve zebildir lûgatında yalnızlığımın.

...

Dedim ya,
Beş kuruşun az geldiği,
Altı kuruşa ise değmeyendir ruhum!

İşte sırf bu yüzden,
Ölümlerden ölüm beğendim düşlerime.

Duydunuz mu kalemimin sesini kırılırken?

-Kül Kedisi-

İki Kişilik Yalnızlık..

Sus (ma) derken gözlerin
İki kişilik bir yalnızlıkla cebelleşiyorum


Dar boğazlardan geçip
Derin vadilerde konaklıyor
Senden bir iz arıyorum


Kızgınlığım, suskunluğuma mı?
Kalabalıklar içinde ki sensizliğime mi?


Karanlık sarmış etrafımı
Dipsiz bir ormanda
Fısıltıların dolaşıyor kulağımda


Hangi yöndesin çıkaramıyorum
Bir o yana bir bu yana
Gel - gitlerim


Bavulum elimde
Yine bir motel odasındayım
Hasretliğim sana
Şarkılarım yokluğuna
Gözyaşlarım
Adının geçmediği kayıp diyarlara


Gel diyorum
Sesim yine bana dönüyor
Hangi zamansız mekânların
Derinliğinde bedenin


Hasretliğimle eriyorum
Sen bilmiyorsun
Niye bu kadar umursamaz
Neden bu kadar vurdumduymazsın


Kızgın mısın?
Zamansız gidişime diyorsun
Adressiz mektuplarında


Yokluğun neden bu kadar bulanık
Hayallerin niye bu kadar net
Niçin bu kadar zor
Sensizliğim


Bocalamalar / Çığlıklar / Yalnızlık
Sessizlik / Hüzün / Kırgınlık
Yol arkadaşlarım / Dostlarım


Bunlardan dost olur mu deme
Oluyor bir şekilde
Sen ne kadar yoksan
Onlar o kadar var


Bir de çok sadıklar
Senin gibi davranmıyorlar
Hep başucumda durup
Hiçbir yere gitmiyorlar


Hangi mevsimsiz şehirlerdesin
Hangi pencereden bakıyorsun
Yine kuşları besliyor musun?
Bilmedikçe bunları / Öğrenemedikçe yerini
Kırılıyor / Hırpalanıyor / Dökülüyor
Çaresizlikler içinde ki bir yanım


Sana teslim edemedim
Cevapsız mektupların
Diyar diyar geziyorum


Cevabını bil istiyorum yazdıklarının
Ben sana kızgın değil, kırgınım


Rüyalarımın misafiri olman kandırmıyor
Uzaklardan el sallamam yetmiyor
Anılarını hatırlayıp gülümsemelerim
Bir gün geleceğin tesellisi avutmuyor


Gözlerim gökyüzüne dikili
Biliyorum oradasın
Yanın da melekler
Yüzün her zaman ki gibi
Gülümsüyor


Bu iki kişilik bir yalnızlık
Ben ikimizin adına da yaşıyorum

-Alıntı-
Kes Sesini Yüreğim..Sus..Sus İşte...