5 Şubat 2009 Perşembe

" Üç Elma "

Işıklı bir yoldu hemen önümde uzanan..
Yolun sonunda demirden kocaman bir kapı..

Rüyadayım sandım önce!
Çekince saçımı,duyunca acıyı anladım en gerçekmiş içimdeki sızı..

Yaklaştıkça kapıya,
Hızlandı kalbimin hala yaşadığımı hatırlatan atışları...

İttirdim açılsın diye demirleri,
Olmadı!
Pes ettim,kızdım,ağladım,kaçtım,korktum,nefret ettim belki ama
Umudumu yitirmedim hiç..


Saklandım en kuytulara!
Bir ben kaldım zihnimin coğrafyasında ve bir de zamanı aldım yanıma iyileşirken yaralarım hüznüme ortak olsun diye..
Tutsun ellerimden kuvvetlice,her an çekip de beni bir adım ileriye, -di'li geçmiş zamanları yerleştirsin diye zihnime !


Geçmekten türüyor geride kalan her şeyin genel adı !
Ve nasıl da kolay arkadaş oluyor ses olacak kelimelerimle..

Artık geç..

Geç-miş..

Geç-ti..


Bırakıp da nüshaları bir yana,bulunca aslımı
Denedim tekrar açmayı kilitleri ..

Kolay olmadı,evet !
Ama açıldı geriye kalan hayatımın ilk bölümünün perdesi..


Tüm renklerin hiç görmediğim kadar canlı olduğu bir bahçede buldum kendimi..

Tanrım ne harika!

Sevdiğim bütün hayal kahramanları da burada...


Polyanna yaklaştı en önce yanıma;
"Topladığın için yeniden gücünü ve anladığın için aslında bunun çokluğunu,tüm yaşananlara rağmen mutlu olmalısın aslında"
diye fısıldadı kulağıma !



Biraz ileride kırmızı başlıklı kızı gördüm;
"Kendimden bildim herkesi,nasıl da kandırdılar beni!
Komik biraz adım ve küçük henüz sol yanım
Ama sen yine de al bu küpeleri,tak kulağına..."
diye bırakıverdi avucuma acılardan kaçarken yolumu aydınlatacak yıldızları !



Kül kedisi ağlıyordu az ileride;
"Sakın dedi ,
Sakın vazgeçme yaşamak istediklerinden!
Uğraş,didin,çabala..
Ama sakın çıkıp da tavan arasına ayıkladığın pirincin içinden çıkan taşlar gibi umutlarını da atma en karanlıklara!"


Durdum..
Dinledim..
Düşündüm..


Ait olduğum bu masalın içinde asıl kahraman olmayı seçtim sonra !


Doğrularımla,hatalarımla bazen ..
Hüzünlerimle,sevinçlerimle çoğu zaman ..
Ve tüm şizofren düşüncelerimle belki ..

Ama hep gerçek bildiklerimle,
Benim kurguladığım gibi sürsün hikaye diye !


Tam da şimdi;
Peki ya kader dediniz değil mi .....


Yazmak değil belki,kabul ..
Ya da değiştirmek yazılanı !
Kimsenin görmediği bir alfabeyi kabullenmenin ezinç coşkusunu misafir etmek sineye ....
Kolay değil,kabul !

Ama bende oldukça hakimiyet,
Bu orkestranın şefi ben olacağım ilelebet !


Neyse ......


Onu bunu bırakın da siz şimdi ,
Gökten üç elma düştü..
Tuttunuz mu !

Sahi.. (!)

Geldin.. Gittin..

Uzun Cümlelere gerek yok , sadece aşk’tı işte dedin..
Elimden elini çekerken basit bir ölüm hissettim ..

Sahi hiç Sevmemiş miydin Sen ?

...

Oysa Ben ;
Ne çok sevdim seni..

Ne çok adandı hayat uğruna..

Ne çok beklendin..

Ne çok gelmedin ..


Sahi Ne Güzel Gülümserdin Sen ..??

Gecelerim

Benim Gecelerim var senin olmadigin senle dolu gecelerim
Yanimda degil kalbimde uyudugun gecelerim...
özlemlerimi büyüttügüm gecelerim...

sana olan hiç bir özlem tükenmez ama
azda olsa rüyalarimda hasretini dindirdigim
sarildigim seni hissettigim rüyalarim çika gelir gecelerime

o karanlikda o sessizlikte o yalnizlikta
senle konustugum gecelerim
sana yazilmis sözlerimi biriktirdigim gecelerim
hani belkide en çok seni o gecelerde yasiyorum


yastigin altina koydum resmini gece uyanirsam korkarsam hemen bakiyim diye
sabah gunaydin opucugunu resmine kondurayim diye




ya bi gun sen gelsen o gecelerime?
ruyalarima degil onlara zaten geliyorsun
hayallerime degil onlardan hiç çikmiyorsun ama
ama gecelerime gel'sen'
yanimda uyusan
nefesini hissetsem oyle uykuya dalsam...



Hani diyorsun ya « Bekle sevdigim beni bekle bir sabah birlikte uyanacagiz yeni gune » diye
Ben o günü bekliyorum...ve

Inan bana sevdigim, hiç usanmadan bikmadan, seni yanimda buldugum o geceye varan sabahlar için uyanir uyanmaz yanimda seni buldugum için Allahima sükredecegim her sabah...

Sen Yoktun..

sensiz gecelerin sabahı varmıdır acaba
sensiz geçirdiğim dakikalarımın dili olsada söylese....
özledim seni diyebilse....
tüm vucudum haykırsa sana olan özlemini...
özledim seni özledim seni bitanem diyebilse...

sen yoktun zindan sabahlarımda
güneşim yoktu,ayım yoktu, yıldızım yoktu
içimi ısıtan sevgin yoktu bedenimde...
ben yine sensizlikle savaşırken
sen yoktun bende, içimde herşeyimde....

oysa çok aradım biliyormusun bu gece ellerini...
yastıga başımı koyamadım gittin gideli...
bu gece yoktu ve olmayacaktı siyah saçların
yastıgında....
oysa ne hayallerimiz vardı yarınlara dair....
sen yoktun bende içimde ruhumda bedenimde....
gitmiştin işte...

hiç bu kadar acınmamıştım
hiç bu kadar eksik yarım hissetmemiştim kendimi
oysa diyordum ki dayanamayıp gelecektir...
gelmedin be sevgili gelmedin iştee....
korkuyorum demeye, utanıyorum
korkuyorum sensiz karanlık gecelerden...
senin olmadıgın saaatlerden dakikalardan saniyelerden ürperiyorum artık
sen yoktun yoklugun acıtırken
yoktun işte bende...

gelmeyecegini bile bile beklemek nedir bilemezsin sen....
ama unutma bebişim gelmeyecegini bile bile bekleyecegim seni ....:(

2 Şubat 2009 Pazartesi

Ağlayacaksa(m) Konuşmayalım . . .

I.

öpüldüğü yerlerden kanar aşk
acı siyahtır oysa, kanar ve boyar gözleri
gülüşlerimi tahliye et ey Panos!
Cezasını çekmedim mi?

II.

yüzüme kapattım telefonu, sesimi duymak istemiyorum
zamanla kabulleniyor insan arızalı ümitleri,
meşgule düşen beklemeleri
kendimden kaçıyorum, beni saklayabilir misiniz?

içinden taşan bir kadının dalgaları ıslattı aynayı
ayna..! Göstermiyor iç yıkımları
ağrıyan kırgınlıklarımın test sonucu geldi oysa
iyi huylu çıktı yüreğimdeki sevgi...kahrol ayrılık!


III.

dikişleri kaynadı kesilen mavilerin
suya düştü öpüşüm, düpedüz intihar bu
dur! Ölme. Öpüş(me)lerim

ağzımla kuş tutsam yaranamam artık aşk'a
ben de alır kanatlarıyla lir çalarım
hadi uyan içimdeki kadın,
kır zincirlerini. Dört ikilik bu hüzün senin,
söyle şarkını, dillen..sahnedesin
sahne sensin
ağlayacaksan, başlamayalım...


IV.

firar etti özlem, geceler tutuştu
hayatım uykuya daldı göğsümde, saçlarını okşadım
kim serdi üzerime bu sessizliği..? Terlemek kötü

bağışlasın beni çocukluğum, koruyamadım yumuk ellerini
dağınık sevgilerin ortasında kaldı yaptığım kumdan kaleler

hadi baba! Bir kez olsun yardım et
dikenli teller örelim anılarımın çevresine,
yaralanmasın sevişmelerim

V.

uçakların arkasından su döktüm bekleyenler için
gemilerin rotasına çiçekler ektim
suladım tren garlarında unutulan hüzünleri
halinize gülün, halime değil
bölöfünüzü gördüm, artık çekiliyorum

son kez sigaramı yakar mısınız?... Ateşime kar yağdı


VI.

siz hiç martılarla şiir içtiniz mi?
sızdınız mı bir yıldızın üzerinde dibe vurmuşken..?
bıçak kemiğinize dayandı mı, kemiğiniz dahi titrerken..?
çıldırmak içten değil, dışarısızlığımdan geliyor..


VII.

kimlerin albümlerinde resmim varsa tozunu alsın lütfen,öksürüyorum...

Acıyı Aşka Yama Yaptım

Bitiyor zaman. Tüm saatler kum saatinin içinde birbiri üstüne yığılıyor. Sahte mutluluklar giyiniyor sözcükler. Sen-ben savaşında imtiyazsız yarınlara bugünden açıyorum gözlerimi. Savaşacak kadar bile yakın olmayışımızı bilirim. Bilirim, acı verişindir bu kadar sözcük dizdiren. Ömrümü ömrünün ardında sürüyen...

Aynaları kırıldı mutluluğumun. Söz dinlemeyen yanımı artık çok iyi tanıyorum. Ayağım takılıyor bir acıya ve yokluğunun üstüne düşüyorum.
Hala üşüyorum...
İğne deliğinden geçiriyorum sevdayı. Sen oluyor nakışımın adı. Bir an sen oluyorum anlayışsız, vurdumduymaz... Sonra bana dönüyorum. Bak hala ağlıyorum... Harf harf işlerken kelimelerimi, şimdiden yerleştiriyorum acılarımı parmaklarımın ucuna. Son düşen cemreyi de ayırıyorum payıma.

Kapatıyorum gözlerimi. Hadi git yâr, geldiğin gibi. Acıttığın yerden tüm acılarımı da topla git hadi.
Anlamadım yâr
Sen mi yâr olmadın yoksa ben mi yarenlikten uzaktım? Hangi kıyıya vurmuştu aramızdaki eksik o taş? Hangi şarkıda yarım kalmıştı notamız? Hangi satır içine sığdırabilmişti de seni; sen bulunmazım olmuştun?
Ah yâr sana bağlamazsam sözcüklerimi, hep anlamsızlık oluyor yüreğimin dili. Sana bağlandığında da gözyaşına paralel oluyor. Yok, mu önümde senden gayri gidecek bir yol?
İçim yine aynı mısra´ları tekrarlıyor

Yamaçlarımda senli güzel düşerim var
Ama düşlerime damlayan zehir de sensin yâr

Bulamadım yâr. Seni bu kadar ararken kendime bir mutluluğu da bulamadım. Zamandan bir bir çalıp saatleri sızlayan yanlarıma kattım. Ben acıyı aşka yama yaptım. Hafife almadım duyuları. Kuytu köşelerde ölümüne besledim sevdayı. Acıydı bildiğim aşkın ön adı.

Hiçbir şehre sığmadı yüreğim. İstanbul sen de yüreğimi ayaklarına doladın. Ve sen düştün ben kanadım. Ezildim, yarama yine koskoca bir kenti bastım.

Büyük bir uykudan ibaret sandım satırlarda yaşamayı. Kelimeleri vurdum kumsallara. Canımı ağrıttım ardında. Ve bir taş daha attım içimin karanlık dehlizine. Hüzün meskenine kilitli aşk hangi makamı kabul ediyordu ki sözlerine? Hangi yaram düşlerimi sana vurduğumda acı damlatmıyordu?

Gerçeğimde olmayan yâr gönlümden git!
Hadi git!
Ben sarsılan bir şehrin enkazı olmaya razıyım.
Ben, yine kâbuslar saklarım yatak başlarımda.
Ve sana şiirler biriktirmekten vazgeçerim.
Sessizliğimin sesini dinlerim bir sonbahar sabahında...

Bazen sonucu ne olursa olsun çekip gitmek gerekir.

Bazen aşk için aşkından vazgeçmek gerekir...
Kes Sesini Yüreğim..Sus..Sus İşte...